Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

!! Soslu Badem'in Kitap Çekilişi !!

Yine bir çekiliş heyecanıyla yine kolları sıvadım duyurmaya geldiiiiim !! 

Soslu Badem, Kelepir Kitapçı adlı blogunda 3 tane kitap çekilişi düzenlemiş ve "Bu kış günlerinde biraz gerilim, biraz polisiye ve biraz aşk romanı okumak fena olmaz değil mi?" diyor. Koşun gariii !
Soslu Badem'in Çekilişi: http://kelepirkitapci.blogspot.com.tr/2015/12/soguk-ks-gunlerinde-scak-bir-kitap.html

Kitap Yorumu "Frambuazlı Hayat"

1000 sayfalık kitaptan sonra ince bir kitap okumaya karar verdim. Böyle deneme gibi kitaplar ya da romanlar beni tutmayınca kaldırıp kenara koyuyorum biraz okuduktan sonra. Kategorilerdenmiş meğerseki. Hoş bir yaz havası.

Kitap bir deneme/yazın kitabı. Sanat, kültür, insan, yaşam, gelişim, müzik, yansımalar, düşünceler, denemeler ve benim en çok sevdiğim Mevsimler: Yaz gibi kategoriler var içerisinde. Kapak hikayesini de kaptıktan sonra arkadaşımda böyle kitabın yanındaki kokulu ıslak mendiller vardı. Bu ıslak mendil de Alaçatıdan olunca kitap ayracı olarak kullanmaya başladım. 
Benim bir totem gibi bir şeyim var. Mesela If I Stay'in kitaplarını okuyup filmi internette yer alırken okumayacağım dedim. Çünkü o benim içime heyecan veriyor. Bunda da ıslak mendili açmayacağım. Gerçekten hani ben bir şeyi yapmayacağım ya da yapacağım dediğim zaman öyle olur. 

Kitabı daha yakından anlatmak gerekirse ben çok düzensizce okudum. Salt yazımı ya da böyle düşünceler eklenmeyince boş kalıyor g…

99 Takip Eden

O DA NE ?!?!?! 99 ?! ALLAHIM !! Allah'ın 99 ismi :))

Son günlerde takipçi sayımı arttırmak için bir şeyler denemeye çalışıyorum hep. Bazı kişiler keşfedip takip etmeye çalışıyorum. Kendimi duyurmaya demek daha doğru olur. Aslında 100 takipçim olursa pek sevinmek için bir şeyler yazmaya gerek yok dedim ama dedim ki neden 100 olmuyor :) Bakın şimdi :) 

Günlerdir 99'da böyle ve kaldı yani :) Hani dedim 100 olsa hoş da 99 olunca seviniyorum. Günlerdir 99 ve 99'a sevinen tek kişiyim galiba. Ay teşekkürler ya :) Ya çok hoş çok :)) Bilmiyorum 100 olsun diye 4 gündür hep bakıyorum ama hala içim kıpır kıpır :))) Benim saatlere de bir zaafım var diyebilirim. Mesela 14.14 gibi bir saat olunca aaaayyy diyorum ne kadar şanslıyım :)) 

Kitap Yorumu "Kış Masalı"

Huh. Ay nasıl başlamalıyım ? Çok YouTube'da video izliyorum, hep ondan merhabaaaaa diye başlayasım geliyor. 2016'da sürprizlerim var sizlereeee. Ama Kış ayındayız ve Kış ayında Kış Masalı'nın yorumunu yazmak da uyumlu oldu. Ay çok güzel *.*


Kitap aslında o kadar hoş ki, gerçekten yani şu yorumu yaparken bile kitaptaki sözcükler geçiyor aklımdan. Aslında 1016 sayfa diye diye herkesin aklına kazındı kaç sayfa olduğu kitabın. Ayrıca zaten gerçekten uzun bir sürede bitirdim ve ben bu kitabı okumaktan gurur duydum. Herkes eline alıp hep inceledi bu kitabı. 1016 sayfa diyorum, bütün her okula götürdüğümde birinin eline veriyordum artık son 300-400 sayfa kalınca. Çünkü gerçekten yoruyordu :)) Ama bitireli de 1 hafta oldu. Pinekliyordum bu yorumu yazmak için.

Kitap şöyle bir konu alıyor; Gazeteci bir Hande Altan işinde çok başarılı biridir. 23 yaşına kadar aşktan uzak, bir iş kadını olmuştur. 29 yıllık bir aşk adamı bulana kadar... Kerem Sarper... Bir iş adamının sırlar ardında v…

Bir Gitmek İçin Gün Saydığım Film Daha !

Filmlerde olan aşkım yoktur benim. Sevdiğim sayılı söyleyebileceğim oyuncu vardır ama benim gerçekten hayranlıkla sevdiğim Chloe Grace Moretz saygıyla sunar !! 
Ayrıca benim diğer aşkla bağlandığım tek şey vardır. Wave (dalga) dır. Yani bu filmde de Wave geçiyor ama bu ölümcül bir wave. Ve bu filmde aşkla beklememem için sebep göremiyorum..

Oyuncu ve diğer kısımlardan ziyade filmi ilk Ali Baba ve 7 Cüceler filminin salonuna girerken mi çıkarken mi tam hatırlamıyorum ama oralarda gördüm ve bir durup uzunca baktığımı biliyorum. Tabii bu afiş yoktu ama Chloe büsbüyük şekilde afişteydi. O kadar heyecanlandım ki, umarım gidebilirim kelimeleri aklımdaydı. Eve gelince baktım fragmanı var ve gerçekten Chloe'ün en iyi oyunculuk yaptığı film bu olacak gibime geliyor. 
Sony de bu filmde reklam içeriyor. Bence büyük gelir saylayacak bir film olacak. If I Stay'i kaçırdım ama bunu kaçırmak istemiyorum!! *.* 
Oyuncuları da hemen şöyle aktarayım: 
Oyuncular: Chloë Grace Moretz Nick Robinson …

3- The Notebook

Bir not daha, yine duygularımı saklayıp utandığım bir not dizesi daha... 

"Vous encore caché dans les nuages​​. Les ondes renvoyées par noyade, s'il vous plaît .."
"Je suis effrayé à chaque seconde de chaque moment , chaque image , chaque forme, chaque note d'imiter . Que faire si je ne me souviens de la chanson que vous aimez cela?"
"I want to remember. You, myself , my future , and me with you. But every tear it prohibits it."
"Instead of singing the songs I listen to myself to forget to remind you. I cried like the songs you love."
"Maintenant, il est moi de vous rappeler. Est-ce pas mal?"
"Step cried when I will laugh at you."

Cry

Demiştim biliyor musunuz ? Tabii, bu sıralar kimse blogumu okumuyor. Onlar sınava girecek bir sadece. Her neyse, her şeye tripliyim ben de zaten. Ufaktan bir şarkı açıp ağlayan tiplerdenim. Dedim ya, umarım ağlamam bu süre sonra diye. Ağladım.. Her şey yer değiştirdi. Ağladım durdum birkaç kez. Şşşşşş.. Şimdi sadece kulağınıza fısıldıyorum. Neşeli şarkı açanı domatesle döverim..

Passenger - Let Her Go

!! Beyaz Begonvil'in Yılbaşı Çekilişi !!

Yılbaşı yaklaşıyor ve artık çekiliş duyuruları vb. yazılar çok görmeye başladım. Ben de bir çok çekilişe katılıyorum ancak böyle ilk defa duyurmak istedim. Eminim çok eğlenceli geçecektir :)) İyi şanslar katılanlara :)) 

Çekilişe Katılmak İçin: http://beyazbegonvil.blogspot.com.tr/2015/12/beyazbegonvilden-ylbas-hediyesi.html

Yapamıyorum

Bugün yine günlerden o gündü. O günün yaklaştığı, artık bir son verileceği gün haline gelmişti. Düşünebilir miydim artık ? Eskisi gibi hissedemezken, eskisinden daha iyiydim. Gel keşfet beni diyemiyorum kimseye. Eskilerde kim varsa, onlarla yaşıyorum. Bilinmezlikler etkin yine. Gel keşfet beni, ama bana aşık olma. Korkularım var benim, dayanamazsın.. 

Bak işte şu fotoğrafta varım. Çekilmek isterim ama bir şebeklik yapıp gülümserken gülümsememi saklarım. Ben asıl böyle biriyim işte. Bazen o kadar gariptir ki, kendimi anlayamıyorum ben de. Tanımlayamam kendimi, gel keşfet de diyemem. 
Bugün yine bir liseye gittik. Konferans salonunda lisede okuyan biri şu soruyu sordu: "İleride yazar olmak isteyen biri var mı?" Eh tabii, bizim sınıf toplanmıştı da orada. Sevdiğim, seveceklerim, sevmişliklerim vardı o konferans salonunda da. İsmim insanların dillerinde gelince utandım ama el kaldırdım. Tanınmayı istemiyordum, ya da hatırlatılmayı... 
Şişe çevirmece oynadık bir gün. Kavga sebeb…

2- The Notebook

Artık bu seride sadece İngilizce değil diğer aşık olduğum dil Fransızca'dan da sözler paylaşmak istiyorum. Gerçekten İngilizce benim için ayrıdır ancak Fransızca o kadar hoş kiii ! *.* 
(Bu serideki her yazı Google Translate aracılığıyla yazılmıştır zoaa :))

"Attendez énergie dans la chanson que je voulais que vous me aimes . Vous aller chercher l'amour d'une autre manière .."
"I'm still full gas complex , which also if you without you .."
"Allez-vous attendre pour moi encore, il arrête ? Allez-vous suivre son cœur arrêté lorsque nos yeux se rencontrent ? "
"Il a mis son cœur mains et écouter :
Je t'aime !"

Elimden Alınanlar

Kararsızlık dolu içimde,
Seçimler sınırlıyor beynimi,
Düşünmekten başımı duvarlara vurmak istiyorum,
Doyasıya eğlenmek değil,
Doyasıya sevmek istiyorum,


Engeller dolu önümde,
Doyasıya sevmek için değil,
Kendimi aşmam için.
Seni sevmek için değil,
Özgürlüğümü keşfetmek için,
Kendimi aşmam gerek ilk önce.

Kendimi keşfe çıkmam gerek bunun için,
Kendimle tanışıp,
Kendi evimi bulmam lazım.
Belki senin yanındadır ?
Evim..

Saklama evimi benden.
Benden gizleme artık duygularımı,
Özgürlüğüm ellerinde,
Yeniden keşfetmem senin elinde,
Bırak keşfedeyim kendimi,
Senin yanındaki evimde...

Aldıklarını geri istiyorum,
İzinsizce aldığını biliyorum,
Bu oyunu bitir ve artık bana geri ver,
Her şeyle birlikte,
Sensiz de olur.
Seni de bulurum çünkü...

Not: Bu şarkı çok hoş değil mi ya ? :)

Toy Box - Catahoula

27- Filmler'in Esintileri "Ali Baba ve 7 Cüceler"

Filmden çıktıktan sonra parama değmedi dediğim tek film oldu galiba. Hala içim gidiyor. Filmin Cem Yılmaz yapımı olduğuna güvenip fragmandan bir şey anlamasam da kendim rezerve bile yaptım sinemadan ama hüsranla çıktım diyebilirim. 

Filmi kendim konusunu anlatmaya çalışsam yapamayacağımı bilsem de yine de elimden geldiğinde anlatmaya çalışacağım.
Aslında filme Cem Yılmaz işte diyerek gideyim dedim. Aslında aklımda gitmek için harika filmler vardı ama dedim ki, iyi bir salon olsun. Gideceğimiz yerde de en iyi film olarak bu olduğu için, ancak buna zorladım (!) diyebilirim. Hala hüsran içerisindeyim.. 
Şenay ve ölen eşinin kardeşi İlber ile birlikte cüce yapımına başlayıp, bunu Avrupa'ya duyurmak için Sofya'ya gelirler. Türk milleti işte, başına ne geleceğini bilmez. İki kelime İngilizce kelimeyi bir araya getiremezler ancak fuarda satış yapamadıklarından pineklerken bir adamlar gelir. Bunlara 7+1 tane cüce satarlar ve hiçbir şeyden haberleri yoktur. Sonrası Türklerin işi işte …

2- Şarkı Esintileri "Home"

Bir aralar dilimden düşmeyen ve mırıldanıp durduğum bir şarkıydı bu da. Bugün okuldan çıkıp yine taşıması zor olan kitap ve fularım vardı. Telefonumu bir yere koyamadan kitabın arkasına koymuş tutmaya çalışıyordum. Çıktım öylecek, dilimde bir home şarkısı.. 

Aslında diğer bir Şarkı Esintileri şarkısında o şarkıya bağlılığımla birkaç deneme yazmıştım ancak bu şarkı beni böyle sonbahar ayında bir hoş yapıyor içimi. Sadece bu yönlerden seviyorum demeyeceğim, bir ara şarkının türkçe çevirisine baktım. Çevirisi de dilimdeydi bir aralar. Bugün de bu şarkıyı çok dinlediğim için bunu paylaşmak istedim.
Home - Gabrielle Aplin (Çeviri)
'Cause they say :  Çünkü diyorlar ki 
home is where your heart is set in stone  Ev,kalbinin taş içine konulduğu yerdir 
Is where you go when you're alone  Yalnız olduğunda gittiğin yerdir 
Is where you go to rest your bones.  Kemiklerini dinlendirmek için gittiğin yerdir 
It's not just where you lay your head  Ev,sadece başını koyduğun yer değildir 

Wattpad Hikayesi Part 2

Aslında buradan gizli birine selam yollamak isterdim ancak o benim bloğumu bilmiyor ve onun sayesinde ilhamlarımın yeniden gelip bir hikaye yayınladığımı ve bütün sosyal ağlarımı kapattığımı sanıyor. İlk sefkitoş ? :)))

Yeni bir hikayeye başladım ! Ve bu sefer silmeyi düşünerek başlamak ilginçken, bir anlık hani düşünürken bir söz bulursunuz ve birkaç dakika sonra unutursunuz ya. İşte ben bir ilk olarak 2 gün boyunca aklımda tutabildim ve bir hikayeye başlamaya karar verdim. I know ı know but artık biraz kendimi yansıtmam gerekiyor ? Ya da kendimi mutlu etmem gerekiyor ?
Hikayemin ilk bölümünü okumak isteyenleri şuradan alalım efenim;
https://www.wattpad.com/story/56216865-dalgalar

İşte Sen

Yine bir dalga daha yüklendi üzerime. Bir şimşek çaktı yine içimdeki insanlara. Sözler yankılandı kulağımdaki kulaklıktan. Her gün gördüğüm 06.42'de gözlerimizin buluşması ve 2 dakika sonra sen bakmasan da benim bakışlarım kadar soğuk bir havadayız biliyorum. 

Bugün yine üzerimde haki rengi yağmurluğum var. Ben de bıktım aslında, kot ceketimi özledim. Seni özlediğim gibi, zorla da olsa katlanıyorum bu duruma. Kusura bakma, gözlerimiz birleşemez. Taa ki beni seviyorsan gitme dediğimde kolunu tuttuğum gibi. Kolunu omzuma atmışken elimdeki kitabı incelerkenki halin gibi. İnsanların sesleri arasındaki o beyaz camlı odadaki kaçamakların gibi. Oysaki o anlarda o kadar yalnız hissederken tek varlığın yetiyordu bana. O kolunu atışın ve o günki giydiğim kıyafetler bile aklımda sevgilim. 3 gün sonraki ilk tartışmamızdan sonra önüne gelip gözlerine yine bakamadığım gibi titriyorum tek başıma şimdi bu kış ayında. Varlığın olsaydı, o kadar sıkı sarardın ki beni. 
Benden bahsedişin ve seni bu …

Blogçular Yorum İster Mim'i

Bir mim var bu sefer uzun zamandır rastlamadığım ! *.* 
Ben böyle blogumda bir şeyler hakkında fikirlerimi yazmayı çok seviyorum ve az önce ne kadar bir yazı paylaşmış ve en az 1-2 saatte yazmış da olsam bir tane daha yazıp elimden kurtulsun istedim. Malum, okul falan derken pek zamanım olmuyor. Hafta sonları yazı paylaşacağım da dedim, Deep bir mim yapmış ? Ya da başka biri tarafından Deep mi mimlenmiş orasını bilmiyorum ancak madem ellerim açıldı yazı yazmaya 2 saattir. Devam edelim ! 

Blogger'a girdim gireli hep yorum almak istemişimdir. Telefonumda Gmail uygulaması var ancak hiç mail gelmiyor ne yapacağım ki ? diye sorgulardım hep. Ne ki bu falan da derdim. Ancak bir yorum gelince hemen paylaşılıyordu. Daha 3 ay falan mı ne oldu, yorum onaylayıp öyle paylaşma devrine geçtim. Blogger'ın güzel özelliklerinden bir tane daha. Ancak yorum almayan blog ne işe yarar ki ? Ya da bir an önce birkaç blog bulup, kendini bir büyütme çabasına ve yorum olmadığı için yazma çabasına girmi…

Müzik Hayatım 9

Bu günlerde gittikçe daha da bağladığım şarkılar oldu. Ben çoğunlukla yollarda olmayı seviyorum böyle ve genelde de müziklerle dolaşmayı seviyorum. Bir kafeye oturmuşken bile hep dilimden bir iki ritim duyulur. Bu serime yazı yazmayı da çok özlemişim. Son günlerde pek film de izleyemiyorum ama buna bir zaman ayırdığım kadar filmlere zaman ayıramadım. İlk sinemaya gittiğimde de bir film yorumum daha gelecek ve canlanacak :) 

Bu sıralar abimin dinlediği şarkıları arıyorum böyle. Hiç güzel şarkılar değil dinlediklerim ve sıkılmaya başladım. Sürekli şarkıları değiştiriyorum. Benim bir de kullandığım müzik player uygulaması var. Poweramp diye ve kullanım süresi bitince silmek zorunda kalıyorum. 1 ay kullanmıyorum, sonra yeniden kullanıyorum falan. Ondan müzik dinlemek sıradan bir hal alıyor benim için. 
Trap müzikler güzeldir. Hele ki bir müzik bass ve tizlerine dikkat eden biriyseniz. Trap müzik hep bulmaya çalışıyorum. Bu çok güzel bence diyorum ancak, sonra aralarına hiç sevmediğim rit…

TEOG İşte Buymuş !

Teog olarak 1.'sini aşmış bulunuyorum. Keşke daha çok dikkatli olsaydım da puanım biraz daha artardı. Moralimi bozdu ancak ağlasam da fayda etmeyecek bir durumdayım sonuçta. Şu an tek yapmam gereken blog ile ilişkim bir süre kesilecek. O korktuğum ve kendimden uzaklaştıp, mutsuz dolaştığım günlere geri dönmemek istediğim, o blogumun 1 yıl boyunca boş kalması beni üzmedi ancak acıttı içimi. Bu sefer öyle bir şey olsun istemiyorum. Bu arada bazıları da benim bu tür yazılarımdan bıkmış ve artık blogunla ilgili şeyler yaz artık diyor olabilirler ancak, burası benim. Sonuçta bu hesabımı ben açtım ve bu işe giriştim ve bir şirket yönetir gibi her aşamasında bilgi vermek ve ilgili gözükmek istiyorum. İstediğimi de yapmakta özgürüm. Sadece, karamsar olduğumu benimle konuşmayanlar bile artık anlıyor ve biliyor. Belki hafta sonları oturur yazarım bir iki laf. 

Teog nasıl geçti ?
İlk başta sandığım, 15 yanlış yaparım sadeceydi ancak öyle bir şey oldu ki Türkçe'den hep dikkat eksiklikler…

Az Kaldı ! (Yeni Seri Daha Mı?)

Teog neymiş be diyeceğim zamanlardan sonra gerçekten hoş yazılarım olacak. Mesela ilk ipucuyu ben vereyim ve bu yazımda yorumlarda tahmin etme çabalarına girişin ? Haydi başlayalım ! 
İpucu: Aşağıdaki fotoğraf !!

SON 2 GÜN ! ve Bonne Nuit

Artık yolun sonuna geldim deyip ağlayasım da gelse, sanki çok iyi bir not alacakmış gibi hissediyorum. En son ki girdiğim etütün deneme sınavından çok iyi bekliyorum ve bu günlerde sadece Matematik çalışıyorum. Böyle Matematik çalıştıktan sonra bir duruyorum ve ne yapsam ben ya diyorum hep ama eğlenceli şeyler var. Mesela bir arkadaşınızla aranız hiç düzelmeyecek gibi ama ben bunu mesela bir şarkı dinlerken ancak aklıma getiriyorum. Pek de düşünmüyorum aslında kendimi. En son aynaya baktığımda, gözlerime bak yaaa. Hiç kendime bakamıyorum dedim. Cuma günü okuldayken de bayağı manyak olmuştum. Sürekli soru çözdüm. Az kaldı yani. Ama içim umut dolu. Harika geçecek diyor içimden bir ses. Az kaldı ve başaracaksın. Her şeye değdi diyeceksin. En ufak tartıştığın insanlara bile üzülmeyeceksin. Dert etme diye haykırıyor.. 

Sürpriz: Kitap adına gerçekten de umutluyum. Yarıyıl tatilinde taslağımı sonlandırmayı ve artık atağa geçmeyi planlıyorum. Gerçekten her şey çok harika gidiyor *.*
Not: Bir…

Günlük Tonu

Biliyorsunuzdur ki, artık Teog sınavıma sayılı günler kaldı. İyice yaklaştı ve 6. gün bitti, 5'den geriye sayacağım yarın. Pek de aklımdan bir konu geçmiyordu ancak gerçekten Teog'dan sonra sanki tatile girecekmiş gibi hissedeceğime ve fazlasıyla gerileceğime eminim. Ancak şöyle bir şey var ki, sabah 6'dan akşam 7'ye kadar kendime ayırabildiğim tek vakit; sabah 6 buçuktan 47 geçe gibi bir zamana kadar müzik dinliyorum. Hatta baymış durumdayım. 

Teogdan sonra zaten neler yapacağımı galiba belirtmiştim ve bu sıralar inek öğrenci tipi gibi gözükebilir ama en son Matematikten 10'dan fazla yanlışım çıktı. Moraller 0. Sonra zaten ben kendim kendime çalışabileceğim zaman kalmıyor ve zaten oturup da bilgisayara giremiyorum. Girince de zaten yazı yazıyorum. Şu an ne kadar işim olsa da. Sadece burayı unutmuş değilim. Teogdan sonra kendime geleceğim :)) Göz morluklarıma da çözüm buldum. Göz çevremde karanlıklar var. Vitamin eksikliği olabilir. Onları düzelecek.. Kitap okumal…

İzlediğim YouTube Kanalları 2

Bugünki YouTube kanallarında çok harika kanallar var aklımda. Paylaşmak için can atıyorum gerçekten. Umarım bu kanalları siz de çok beğenirsiniz :)) Haydi başlayalım !! *.*


1- İlk olarak ben Vine izlemeyi çok seviyorum ancak bu aralar ne kadar çok izleyemesem de, çoğu zaman izlemeye çalışıyorum ve bir çok takip ettiğim fenomen ve olmayan Vine çeken çoğu kişileri izliyorum. YouTube'a da ekstra olarak daha güzel komik video koyan Vine çeken YouTuber'lar da var. İlk olarak Jake Paul'u ben çok seviyorum. Lele Pons gibi bir çok bilinen fenomenlerden o da. YouTube kanalında da çok güzel videoları var. Kaçırmayın bence 
Jake Paul Kanalı
2- Yine bir Vine fenomeni olan Marcus Johns'u ve sevgilisi Kristin Lauria'yı çok seviyorum. O kadar tatlılar kiiiiii *.* Çok hoş videoları vaaaaaar *.* 
Marcus Johns Kanalı Kristin Lauria Kanalı
3- Yine yabancı YouTuberlarla devam ediyorum. Bu seferki yabancı bir makyaj kanalı. Ben 1 sene önce falan keşfetmiştim ve gerçekten saçını ve kombin…

Doğum Günüm + Toyzz Shop Baskını !!

Bugüüüüüüün !! Doğum günüüüüüüm !! *.* 14 yıl doldu, şimdi benim aklımda olan 5 ay boyunca 15 diyemeyeceğim :)
Bugün ne kadar hasta da olsam keyifli hale getirmeye çalıştık. Aslında ne kadar hasta olsam da Bengisu, sesin çok güzel olmuş dedi. Normalde size bir sürpriz yapıp vlog çekip ilk defa benim sesimi duymanızı sağlayacaktım ancak kısıtlı bir vaktimiz olduğu için kamerayı yanıma almadım ve öylecek evden çıktım ancak elimde fotoğraflar var !! *.*

Burada emoji gidi durmuşum, Bengisu öyle diyor :)) 

Burada elimde tuttuğum Pepe'nin dedesi ancak onunla fotoğraf çekilmekten vazgeçtim :) 

(Burada Bengisu'ya Pepe'den bahsederken mimiğim yer değiştirmiş galiba :) )

Micky ile sevgilisiiii :)))

Saksafoncu oldum da orada videoda çıkmışsa çok güzel sesli oyuncaklar vardı biz dans etmeye bile başladık :))

Ancak ben ne kadar bir şeyler yesem de doymadım ve yine bir şeyler alıp yemeye başladık. Patos'u ilk defa beğenmedim. Neden bilmiyorum ama fazla acıydı sanki. Keşke Ruffles&#…

1- The Notebook

Uzun süredir aklıma yeniden bir seriye başlamak vardı ve her blogumdaki yeni seriye başladığımda o kadar içim kıpır kıpır olduğu bir tek bunda oldu galiba. Adından belki acaba filmle mi karıştırdım acaba dedim ancak bu sıralar romance pek izlemiyorum yaa :)) 
Bu serideki yapmayı planladığım ve bu serinin asıl konusu şu ki; telefonum üzerinden bir çok yazı yazıp notlarıma kaydediyordum ancak bir çok kez telefonumun sorunları yüzünden gidip hep format attığımda ilk aklıma gelen, neden ben format attım yaa oluyordu. Çünkü format attığımda o yazdığım tek önemli yazılarım gidiyordu. Bu sefer hem sizin açınızdan hem de benim açımdan bir klasör görevi görecek bu seriye başlamayı düşündüm. 
Neden serinin adı The Notebook denilecekse; notebook gibi bir görev gördüğü için uygulamam, bu nedenle Notebook adını verdim. Genelde de yazılarımda ne kadar Türkçe başlık kullansam da gerçekten İngilizce'yi bu sene daha fazla sevmeye başlıyorum.
Yaygarayı bitirip, hemen notumun ilkinden (şimdilik) pa…

TEOG Öğrencisi Blogger'ı (Hiç Belli Değil)

Nedense her laptopun başına oturduğumda yorgun ve okuldan geldiğim kıyafetlerimle direkt maillere baktım. Bir süre video izledikten sonra da bir şeyler yazmam gerek deyip bu yazıya başladım. Çoğu zaman olan da bu oluyordu. Ay ne kadar da iğrenç bir kızsın sesleri duyar gibiyim. Blogdan hayatım da çok belli oluyor ama bilmeyenler vardır belki de belirsiz bir konu seçtim.


Doğrusu bugün etüten benden 1 yaş küçük biri gelip de bana bir şeyler sormasaydı ve ilk defa bu kadar ciddi konuşmasaydım belki de bahsetmek istemezdim. Aramızda geçen adım adım bu çeşit bir konuşma geçti; 
-Teog o kadar kasıyor ki, hayatından şimdi hatta bu günden başlayarak bir şeyleri çıkartıp testlerle bağdaşman gerekiyor. Ki bana bile yetmezken ki aklımı meşgul eden kimse de yokken, tek odak noktam Teog oluyor. Zaten kendisiyle seni etkiliyor, tek bir harfiyle diyebilirim. Ancak ben kendimi anlatsam, ben 1,5 sene önce aktif Facebook kullanıcısıydım. Bir an Twitter'ı çok kullanmaktan dolayı Facebook'u dond…

Far Away

Şu an 3 yıl önceki bir eskiliği ve o yaprakların yıprandığı yazılarımı biliyorum onunla ilgili. 3 yıl öncesine ait iğrenç yazımı da biliyorum. O saçma duygularımı ve senin kirlenmek bilmeyen kırmızı kazağını ve o siyah ve iki çizgili spor ayakkabılarını ve siyah ucunda top olan bereni de biliyorum. 

3 yıl önceki seni biliyorum. Kabaca konuşmanı ve bana dediğin o kelimelere aldırış etmediğimi hatırlayıp, kendimi üzüyorum arada. Keşke eskisi gibi olsam şimdi diyorum. O günlerde dediğin o can acıtıcı sözlere aldırmayaşım gibi.. 
Nasıl vazgeçtiğimi hatırlayamıyorum. Ama en son 3 yıl sonra karşılaştığımız o anı da bir dua gibi beklediğimi söyleyemem. Seni öyle bir unutmuşum ki, o 3 sene içerisinde kendi yarattığım o insanı unutmuşum zamanla. Kendi benliğimi unutmuşken, seni de beraberinde unutmam normaldi. Ama öyle bir yarım saatti ki o, yanına gelip sen o musun demek yerine, şimdi sadece gülümseyeceğim anı bırakmak istedim. Sana fark etmeyeceğin bir ceza verdim. Söylediğin sözlerin şimdi…

Gelişme Konuşması (İthaf İçerir)

Bildiğiniz üzere yaklasık olarak 2 yıldır blogger yazarıyım ancak tam olarak bu yaz ayında aktifleşmeye başladım. 1 sene boyunca kendimi soyutlayıp, kendi dünyamdaydım. Bloguma yeniden bir giriş yapmam üzerine bir konuşma ya da bir "teşekkür" konuşması yapmak istedim. Hatta şu an aklımda teşekkür edeceğim ithaflı yazıların içinde kimleri konuşacağımı düşünüyorum. O zaman hemen başlayalım !! *.*


İlk başta blogumu 2 Nisan 2014'de açtım. O gün evde tek başıma oturmuş şarkı filan dinlerken, sonunda blogumu kurmalıyım deyip kitap umutlarım biraz da olsa sönmüşken, blogumu ilk yazımla beraber hemen paylaştım. Ancak bazı sosyal ağlara olan ilgim yüzünden laptopa girmeyi bile unutmuştum. 17 Ocak 2015 günü bir yazı paylaşıp, sonrasında blogumdan uzaklaşmaya başladım. Gerçekten Ocak ayında değil, çoktan unutmuştum ve biraz kendimi anlayamadım. Doğrusu her şeyi unutup, kendi sandığım mutluluğumla yaşadığımı falan zannediyordum. Asıl sorun da buydu, bağımlı olmuştum.. 
Sonra ne old…

Toz Dalgası

Sayfalarda kaybettim kendimi, Toz misali nem kaptım, Bir kitap kokusu kadar da olmasa, Aşkı öğrettiler bana.


Aşkın kokusuydu oksijen, Kitaptaki her kelimenin esintisi gibi, Yüzüme savurdu her etkisini, Acısını öğrenmeden bilmemeyi, Öğretti ilk hamlesinde.
Sevmemeyi de öğrettiklerinde, Her şeyi bilmiş oluyordum, Ama ya duygularım ? Ama ya benim dalgalarım ? Neredeler diye arar mısın ? Sormadılar ki, Bilemem..

26- Filmler'in Esintileri "Lucy"

Etütte geçirdiğim arkadaş ortamı içerisinde bir arkadaşımdan öğrendiğim öneri bir filmdi. Ben de izlemek için sabah en erkenden çektim laptopu filmi izlemeye..

Film oldukça her an beni korkutmaya başlasa da, gerçekten bir etrafıma bakma hissi uyandırdı. Film normalde 8 Ağustos 2014 tarihinde çıkmış olmasına rağmen ben filmin kapağını hep görüyordum. Sinema salonlarında vs. her yerde görmeye başlamıştım ancak etütten bir arkadaşım önerince filmi hemen ilk fırsatta izlemeye başladım bugün. Gerçekten ve gerçekten her insana uygun bir bilim kurgu filmi bence. 
Film, standart bir insanın beyninin yüzde 10’unu kullanabildiği sözde-teorisinden yola çıkarak, bu oranın artması durumunda elde edebileceği güçleri ve yapabileceklerinin sınırını sorguluyor.
Oyuncular: Scarlett Johansson Morgan Freeman Min-sik Choi Amr Waked
Filme kesinlikle 4/4 verebilirim hatta o kadar kurgulamış ve uğraşmışlar ki 4/5 bile verebileceğim bir film. Ki biz beynimizin sadece %10'unu kullanabilirken, bir insanın …

3- Dizi Esintim "Vixen"

Uzun zamandır pek çok şeye ara vermem ve hatta bir film bile izlemek için vakit bulamadığım için bir 1 saatlik bile olsa hatta 45 dakikalık bir bölümlük diziler de olsa, bir bölümünü izleyeyim dedim yaklaşık yarım saat önce. 
6 Bölümlük bir film buldum şans eseri. Hem de içinde Flash ve Arrow + karakterler animasyon şeklinde verilmesini çok severek izlemeye başladım. 

Mari olan ana karakter özel güçlerini kullanabildiği ya da başka bir değişle özel güce sahip olan bir totem kolyeyle hayatı değişir ve günün birinde çok eski zamanlarda o totemi isteyen başka biriyle karşılaşır. İşte o an her şey değişecektir dimi ? 
Belki de dünyayı kurtaran bir Vixen olarak kalacaktır ? 
Tam olarak bir araştırma yapamadım ancak hoş ve tam olarak benim için bir dizi olmuş. Flash ve Arrow farklı bir birleşim olmuş doğrusu. Ne kadar o iki diziyi de tamamen izleyememiş olsam da.. Hoş bir diziydi. Her bölümü en fazla 6 dakika olan 6 parçalık bir bütün. Ancak uzun dizi severlere bu dizi peynir ekmek kalacak…

İzlediğim YouTube Kanalları

Uzun zamandır Gmail hesabımı açtığımdan sonra Blogger'ı keşfettim ve ardından blog yazmaya başladım ancak Gmail hesabımı açtıktan bir süre sonra da YouTube'a kaydoldum. Son 5 ay gibi bir zaman içerisinde o kadar aktifçe kullanmaya başladım ki artık laptop başından kalkmamamın tek sebebi video izlemek oluyor. 

Şimdi aklıma geldi de neden izlediğim kanalları paylaşarak herkese tanıtmıyorum dedim. Video izlerken dedim ben buna da başlayayım dedim. Umarım güzel bir liste oluşur ve faydalı bir post dizesi daha ortaya çıkar :))
1- İlk olarak az önce Onedio kanalından birkaç video izliyordum ve bundan başlamak istedim. Bu kanalı 2 ay önce keşfettim ve Onedio nun kendi web sitesinde 7'den 70'e harika paylaşımlar var. Bu YouTube kanalında da birçok komik dize videolar var. 
Onedio Kanalı
2- Normalde ben pek çok makyaj da yapmasam ilk makyaj videoları ile başlayıp sonradan eğlenceli videolarla konu alan Meryem Can'ı çok seviyorum. Fan değilim YouTube'da kimsenin ancak gö…