Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İnceleme "Sade ve Derin"

Bir seriye de yeniden başlıyorum ve çok uzun sürmeyecek gibi düşündüğüm bu seride, kitapları derinden inceleyip onları kağıtta bir araya getirip sorular hazırlayacağım. İlk seçtiğim ve bir çok sorum olduğunu sandığım Deep Tone'un ilk kitabıyla bu seriye ilk adımımı atmış bulunuyorum. İlk kitap sevinciyle belki bir çok farklı şeyler gördüm. Genelde hiç böyle bir kitap okumamıştım ve nedenleriyle birlikte kitap yorumumda da bunları bulabilirsiniz. Ancak uzun bir incilemeden geçip, kitabın arka kapağında yazan o delicesine okuyan karşı kişilerden biri olup ben de Deep Tone'a olan o kitabıyla ilgili sorulardan bahsedeceğim. Bakalım nasıl bir hava verecek ?


1. Sade ve Derin'in 30. sayfasında yer alan Mavi Aşk denemesi adına;
"Sanat anlam vermese belki aşkın anlamını çözmemiz zor olurdu. Romanlar dile getiremediğimiz incelikleri bize gösteriyor." 
- Bu satırı ilk okuduğumda o kadar hırçınlıkla kitaba bakıyorum ki.. Yani aslında ben bu kitaplarda sürekli yazalarlara he…

25- Filmler'in Esintileri "Everest"

Gerçek hikayeden uyarlanmış bu dondurucu 3D filmine girdiğinizde, titremeye başlayacaksınız.. Ne kadar gerçekçi gözükürse..

2 gün önce kuzenimle gittiğim bir filmdi ve gerçek hayattan uyarlandığı için film uzun zamandır ilgimi çekiyordu. Televizyonda bir çok kez fragmanını izlemiştim, ancak hiç ne zaman vizyona çıkacak bilmiyordum. İnternetten de baktığımızda ilk haftası yazıyordu ve sinemaya girdiğimizde salonun dolu olduğunu görünce, galiba bugün çıkmış olmalı diye düşünüp titreyerek izlemiştik ve en sonunda ağladım elbette...
1996 yılında Everest Dağı'nda kötü hava koşulları nedeniyle yaşanan çığ felaketini ve felaketten kurtulmaya çalışan 2 dağcı grubunu anlatan filmin başrolünde Jake Gyllenhaal ve Jason Clarke oynuyor. Yönetmenliği İzlandalı Baltasar Kormakur üstleniyor.
Oyuncular: Jason Clarke  Jake Gyllenhaal  Josh Brolin  John Hawkes Robin Wright  Emily Watson Michael Kelly  Keira Knightley
Genel olarak güzel bir filmi evet ama sanki o verdiğimiz paraya değmedi ve daha uc…

Biliyordum Aslında

Aklınız o göz yaşlarıyla dolar. Bazen izlediğiniz, bazen dinlediğiniz, bazen takıldığınız doğa etkiler. Eskiler acıtır zamanla. Zamanla umursamadığınız olaylar en çok peşinizden gelen şey olur. Bilmem bazen kendimden bağımsız o kadar şey yaparım ki, kendimden uzaklaşırım. 

Bazen öyle bir rengarenk oluyorum ki. Ben asla kendimi anlattığımı sandığım bir yazıda bile asla kendimi tanımamışımdır. Kimse kendini tanımaz ama karşınızdaki kişi bile tanıyabilirken, onlar tanımamayı seçer. Akıllarındaki insan olurveririz gözlerinde. Oyuncak gibi..
Kaç kez oyuncak oldum bilmiyorum. 
Kaç kez ağladım bilmiyorum. 
Kaç kez ayakta tutmaya çalıştılar bilmiyorum.
Kaç tane filmde, kaç tane kitapta kendimi buldum bilmiyorum.
Kaç kış ayında yorganıma gömüldüm bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey varsa, o da hiçbir şey bilmediğimdir; biliyorum...

Gezmek Gerek "Hayvanat Bahçesi"

Dünden önceki gün Antalya'da olan hayvanat bahçesine küçük bir ziyaret yaptık. İşte görüntüler...











Aslında bu kadarla sınırlı bir alan değil. Çok büyük ve ilk defa hayvanat bahçesine gidiyorsanız ve ayakkabılarınız rahatsa, sorun yok. İstediğiniz kadar gezip tozabilirsiniz burada doğayla birlikte. Ya da bütün gezinizi bitirdikten sonra en yukarıda olan son gezme görme yerinizde size özel bir çardak var. Yanınıza çayınızı ve çekirdeğinizi alıp, arkadaşlarınızla fotoğraf çekebileceğiniz Antalya'ya kuşbakışı bakabileceğiniz çok hoş bir yer. Tabii kameranın şarjı az olduğu ve orada bittiği için ancak bu kadar görüntü yakalayabildim. En sonki fotoğrafta en yukarının bir aşağı kısmı. Gerçekten güzel ve uygun fiyatta. Gezip görün bence...

2- Dizi Esintim "Kiralık Aşk"

Aslında bu serinin tek postluk olduğunu düşünüp, Game of Thrones'u uzun uzun anlatmıştım ancak bu seriye her yeni dizi izlemeye başladığımda, fikirlerimi filmlerde de yaptığım gibi, buna da sıklıkla devam etmeye çalışacağım. Hadi başlayalım..

Kıpır kıpır ve asi olan bir mahalleli kızın hayalleri mi ? Hahhaha.. Anca filmlerde diğe düşünen Defne, bir gün çalıştığı restorantta yaşadığı ufak bir talihsizlikle ve bir günde bir çok şeyle karşılaşmasına rağmen, hayatını değiştirecek bir yeniliğe adım atar ve baştan aşağıya değişen Defne'nin son damgası, sadece bir iştir. Ancak Ömer ile karşılaştıktan sonra, yaşayacağı aşkın farkında değildir...
Oyuncular: Barış Arduç Elçin Sangu Salih Bademci Sinem Öztürk Ayberk Atilla Levent Ülgen Kerem Fırtına Nergis Kumbasar Ferdi Merter Sanem Yeles
İlk bu diziyi Aydın'da çay bahçesine gittiğimde, orada çalışan ve anlaştığım bir abla ile izlemeye başladım. O gün telefondan izleyebilir mi diye bana sormuştu ancak ben de gönlüm el vermiyor öyle…

Hayat'tan Zorlamacalar #Günlük

Korkum gerginliğimden yine, kimse bilmez içimdeki yeri gelen sabrım; bazen kendimi çok zorlar. Hem de bazen çoğu şeye ağlarım ama bugün bir yorgunluk bastı yine üstüme bir şeyler çöktü yeniden. Kimsenin bilmediği hüznümle birlikte uzandım yine. Bir iki damla göz yaşı doldurdu göz pınarlarımı. Geri çektim yeniden içime, gece 5'de başladı ya serüven, yeniden her şeyin aynı olacağını biliyordum.

Tüm günüm çocuklarla ve bazı sinirli olaylarla geçti. İçim içimi yedi hep. Kararsız biriyim ben, her seferinde başka bir şey olur. Bilmem neden kararsızım. Arada söylenen ufak laflar bile hüzün çöktürtür.. 
Yine gece çöktü araba sesleri ve yoldaki birikmiş yağmur izleri. Düşündürdü yine, uykulu gözlerimden her bir günü. Yeniden ağlamak istedim ama bunun çözümünü bile bile korkuyordum. Psikologlardan, psikiyatristlerden, ilgiden, ayrılmalardan, acılardan, düşüncesizliklerden, yaşadıklarımdan ama hep bir çözüm arayıp kendimi kendim çözmek istedim. Kendim kendimi düzeltmek istedim. Aklıma söyle…

Korkuyorum Anne Mim'i

Buradan beni mimleyen ve uzun süredir (galiba öyle) blog dünyasından konuştuğum Sıla (ablam gibi bişi de olsa) beni ikinci defa mimlemiş. Kendisine öpücüklerimi kısa zamanda iletmek ve ona sarılmak dileğiyle haydin başlayalııııım !!

1- Geçmişe inip korkularının temelinden başlayalım: küçükken seni en çok ne korkuturdu ?
Küçükkennnnn beni en çok karanlık korkuturdu. Böyle hep akşamları kuzenim bana korkunç bir şey izlettiği zaman hep aklımdan çıkmazdı ve sürekli o korkunç şeyler aklıma gelirdi. Yani çocukluğumu filan hatırlamıyorum ki pek. Pufff hadi geçelim yaa..
2- Peki artık büyüdün ama yinede korktuğun çok şey var. Bu atmosferlerin hangisi seç ?
Dünya ? Dünya atmosfer dimi. Fen bilgim az, şu soruya cevabımı başkası versin..
Dünya galiba yani. Çünkü korkutucu terör olaylarından dolayı 2 gün önce bir rüya görüp uyuyamamıştım. Hala korkuyorum bazen..

3- Kabusları'nda hangisini görünce bütün gün etkisinden çıkamazsın ?
Aslında hep etkisinden çıktığım olaylar oluyor normal bir şey …

Gezmek Gerek "Pamukkale"

5 gün boyunca bir çok yer gördüm ve yine menemene olan iğrenç duygu da mantara bağlandı ancak, sevdiğim diğer yer pamukkaleden bahsetmek daha eğlenceli olacağını düşünerek; geldiğim ilk gün yazmaya karar verdim.

Pamukkale'ye geldiğimizde bizi ilk karşılayan Hierapolis (Pamukkale) tarihi yerinin kısacalar nerde neler var onları belirten bir büyük tablosuyla karşılaşıyorsunuz. 

Oradan sağ tarafa geçip biletlerimizi aldıktan sonra kapılardan geçiyoruz ve böyle bir yerle karşılaşıyoruz.





Bu 4 fotoğrafta da görüldüğü gibi sağınızda soğunuzda tarihten bu yana kalmış eserleri ve traventenlerin ilk açısını görüyorsunuz.



Çoğu bölge böyle kaygan olduğu için biz gezerken bile kayıyorduk ve yeri boyluyorduk neredeyse  :))

Buradaki manzaraya o kadar hayran kaldım ki, sanki ortada bir ada var gibi, gerçekten haritada böyle bir ada geçiyor mu hiç bir bilgim yok ama çok hoş bir manzaraya sahip olduğu çok belli değil mi ?



Ancak asıl yer traventenleri gördüğünüzde manzaraya aşık oluyorsunuz ve gerç…

Yağmur'un Vurduğu Kalpler

Yağmur yağdı yine,  İçimdeki duygular, Bayram etti kendine, Kış'a olan özlemimle birlikte..
Duygularımı karıştırmadı,  Bir gazoz misali, Karıştırdıkça canlandırdı, İçimdeki yağmur sevgisini...

Biri Şu Telefonu Fırlatsın !

Saatlerdir şu telefonla uğraşıyorum ve artık telefonumdan gördüğüm bütün işlerin sonuna geldim. Genelde telefondan blog yazılarına bakmak daha kolay oluyor ve hızlıca girip çıkabiliyordum. Telefonumu değiştirmemekte ısrar etmiş olsam da, sinirim boyumu aştı ve telefonda google hizmetlerini silmemle başladı. Maalesef ki telefonu şimdilik elimde olan başka bir telefonla değiştireceğim (galiba) o yüzden ayrıca yarın da Aydın'a 2 günlüğe gezmeye gideceğimizden, bazı şeylere cevap veremeyebilirim. İyi günler dilerim...

24- Filmler'in Esintileri "We Are Your Friends"

Yaşımızın filme girmek için yetmeyeceği ama yaşımızı sorgulamadan bizi içeri alan sinema çalışanlara bir ufak teşekkür edemeyecek gibiyim galiba..

Yine bir Türk vahimi olan çevirmenlerimize teşekkürlerime ileterek ilk başta filmin Türkçe'ye çevirimi 'Biz Sizin Arkadaşınız' gibi saçma bir şey dönerek 'Aşkın Ritmi' nasıl oluyor diye şaşırmama gerek duymuyorum. 
Aşkın Ritmi'ni müziklere yansıtan bir electro müzik için DJ olan Zac'in ve şarkılar için filme gitmiştim arkadaşımla. 6 gün önce gitmemize rağmen, ben çok boşladığım için; gelir gelmez bloga yorumumu yazamadım. Ancak filmin etkisinde kaldığımdan da olabilir...
Başarılı bir DJ olan 23 yaşındaki Cole Carter ile arkadaşları Mason, Paige ve Ollie partilerin aranan DJ'leri arasındadırlar. İnsanları eğlendirirken aslında en büyük amaçları da her zaman daha iyisi olmaktır. Elektronik müzik piyasasına ismini kalıcı olarak yazdırmak için her şeyini ortaya koyan Cole'un hayatı, karizmatik DJ James ile t…

Çizime Mi Başlıyorum ?? #Deneme

Artık yeni şeyler keşfedip, yeni ve beni kötü yaptığım şey olsa bile güldürecek şeyler aramaya başladım. Dün mutluluktan önceki son göz yaşlarımı döktüm, sıra mutlulukta...




Bunları Bengisu'dan istedim ve o da sağ olsun bana bu fotoğrafları gönderdi. İçinden işte bu 4'ünü seçtim ve en zor olarak en sonki fotoğrafı seçtim. Normalde bu en sonki fotoğraf bir DIY içindi, ancak yapabilirim diye umuyorum...
İşte şimdi göreceğiniz komikimsi şeyler de benim çizmeye çalıştıklarım :))




Ayrıca ilk keçeli kalemlerle başka bir tanesini denedim ancak, o kadar kötü oldu ki, kötünü iyisi bunu boyayıp, yarıda bırakıp yazı yazayım dedim. 
Ayrıca günlerdir dilimden düşmüyor bir şarkı... Ya o kadar aklımda kaldı ki, bütün renkli kalemlerimle şarkının nakaratını çizimin sol tarafındaki kağıda yazdım :))
Şarkıyı Dinlemek İçin; Felix Jaehn – Ain’t Nobody (Loves Me Better) feat. Jasmine Thompson

Yenilik Gelmiş Bir İrem'e

Başlıktan da anlaşılacağı üzere, yeniliklerime merhaba deyin !! *.*

Suskunluğuma bıraktım kendimi. Kavga sesleri geceyi aydınlatıyorken, şarkılara sığındım. Sağır oldum bazen. Çoğu zaman içe dönük yazar olmayı umut ettim. Her okuduğum yazardan ders aldım zamanla...
Geldim oturdum laptopun başına. Hatırladım işte o an... Bir blog sahibi olduğum aklıma geldi. Değişime yabancı değildim o an. Yeni mutluluklar keşfettim. Yeniden büyüdüm kendimce. Bu sefer ağlayarak kendini öven biri değil de, arkasında yazılarını seven insanlarla mutluluğumu yeniden keşfettim. 
Zamanla, zaman makinemi de unutmuştum. Yazı yazmayı da duygularıma bırakıyordum. Ancak ya şimdi ? 
İşte şu an o göz yaşı dolu mutluluk değil, değişimin renklerini keşfedecek olan siz olacaksınız. Renklerin aşkına ortak olup, beraber kahkaha dolu yazılarıma hashtag ekleyeceksiniz...
Görüşmek üzere, yeni mutluluklarda... 
:))

Not: Fotoğraf Antalya/Liman'dan ve Bengisu'ya ait...


Kitap Yorumu "Sade Ve Derin"

Bu yaz tek bir kitabın başına oturup, deneme/yazın tarzı kitaplarda yaptığım gibi bu kitapta da, ilk önce sonuna az kala yorumunu yazıp, fotoğraflarını çekip yorumlarımı yazmak istedim.


Deneme/yazın kitaplarında bir çok duygu içeren şey bulamazsınız. Çeşitlilik ya da ağlarken gülen bir insanın hallerini bulamazsınız. Ancak bir ciddiyet içerisinde ilerlemeden hoş bir şekilde okuduğum kitap oldu. Duygu barıdırmadan yazılan bir kitap gibi oldu ama, sıkıldığımda bazen daha fazla sıktığı oldu. Ben ki zaten duygusuz kitapları pek okuyamam. 
Yanlış anlaşılmasın ama, sanki bir haber spikeri havası yok mu ya ? (Burada kahkahalara boğulur. Boğulmadan yazmaya devam eder)

Cidden yaz ayında hiç kitap okuyabilen bir kız değilim, kışın olsun dediğim gibi 1 ayda 6 kitap bitirebilme şansım var. Hatta sınavlara kitap okuyarak hazırlandığımda 92 aldığımı söylemedim. (Sinsice Türkçe öğretmenine sinirle gülümser)

Genel olarak hoş bir kitaptı. Böyle hep kitabı çekip aldığımda bir klasik müzik açmak istedi…

Ya Şimdi ?

Eh, yaşadıklarım benim göz yaşlarım oldu hep. Bilmem neden ama, hep bir gün aklıma geliyor. Unuttuğum da olmuyor ki hiç. Sadece fazla da eksik hissettiriyor. Fazla olduğunda mutlu, az olduğunda beni yerlere serebilecek bir üzüntü yaşıyorum. 
Şu an hatta yaşamıyor ve sadece nefes aldığımı bile düşünüyorum. Bazen başım o kadar ağrıyor ve ellerim o kadar titriyor ve aşırı utanıyorum ki, bir şey yapasım gelmiyor. Anlayan da yok, hoş..


Ama değer verenler var ve ben kimseye özel bir değer ya da bir arkadaşıma olduğundan fazla değer vermedim. Herkes benim gözümde hala sadece bir beden ve konuşan surattan ibaret olduğu için, pek de önemseyemiyorum. Kızıyor olanlar olabilir, sadece çok ilgiden bunalmış durumdayım ve bu bana iyi bir şey değil. Sadece blogu olmayan ve sadece benim bloguma her gün her saat girenlere sesleniyorum ! 
"Beynim çok yoruldu, bir ses daha kaldıramaz !"
Kısacası herkese olduğu gibi değer verdiğim için her şeyi doğal olarak normal bir şey gibi (heyecansız) karş…

İzleyiciler