Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TEOG Öğrencisi Blogger'ı (Hiç Belli Değil)

Nedense her laptopun başına oturduğumda yorgun ve okuldan geldiğim kıyafetlerimle direkt maillere baktım. Bir süre video izledikten sonra da bir şeyler yazmam gerek deyip bu yazıya başladım. Çoğu zaman olan da bu oluyordu. Ay ne kadar da iğrenç bir kızsın sesleri duyar gibiyim. Blogdan hayatım da çok belli oluyor ama bilmeyenler vardır belki de belirsiz bir konu seçtim.


Doğrusu bugün etüten benden 1 yaş küçük biri gelip de bana bir şeyler sormasaydı ve ilk defa bu kadar ciddi konuşmasaydım belki de bahsetmek istemezdim. Aramızda geçen adım adım bu çeşit bir konuşma geçti; 
-Teog o kadar kasıyor ki, hayatından şimdi hatta bu günden başlayarak bir şeyleri çıkartıp testlerle bağdaşman gerekiyor. Ki bana bile yetmezken ki aklımı meşgul eden kimse de yokken, tek odak noktam Teog oluyor. Zaten kendisiyle seni etkiliyor, tek bir harfiyle diyebilirim. Ancak ben kendimi anlatsam, ben 1,5 sene önce aktif Facebook kullanıcısıydım. Bir an Twitter'ı çok kullanmaktan dolayı Facebook'u dond…

Far Away

Şu an 3 yıl önceki bir eskiliği ve o yaprakların yıprandığı yazılarımı biliyorum onunla ilgili. 3 yıl öncesine ait iğrenç yazımı da biliyorum. O saçma duygularımı ve senin kirlenmek bilmeyen kırmızı kazağını ve o siyah ve iki çizgili spor ayakkabılarını ve siyah ucunda top olan bereni de biliyorum. 

3 yıl önceki seni biliyorum. Kabaca konuşmanı ve bana dediğin o kelimelere aldırış etmediğimi hatırlayıp, kendimi üzüyorum arada. Keşke eskisi gibi olsam şimdi diyorum. O günlerde dediğin o can acıtıcı sözlere aldırmayaşım gibi.. 
Nasıl vazgeçtiğimi hatırlayamıyorum. Ama en son 3 yıl sonra karşılaştığımız o anı da bir dua gibi beklediğimi söyleyemem. Seni öyle bir unutmuşum ki, o 3 sene içerisinde kendi yarattığım o insanı unutmuşum zamanla. Kendi benliğimi unutmuşken, seni de beraberinde unutmam normaldi. Ama öyle bir yarım saatti ki o, yanına gelip sen o musun demek yerine, şimdi sadece gülümseyeceğim anı bırakmak istedim. Sana fark etmeyeceğin bir ceza verdim. Söylediğin sözlerin şimdi…

Gelişme Konuşması (İthaf İçerir)

Bildiğiniz üzere yaklasık olarak 2 yıldır blogger yazarıyım ancak tam olarak bu yaz ayında aktifleşmeye başladım. 1 sene boyunca kendimi soyutlayıp, kendi dünyamdaydım. Bloguma yeniden bir giriş yapmam üzerine bir konuşma ya da bir "teşekkür" konuşması yapmak istedim. Hatta şu an aklımda teşekkür edeceğim ithaflı yazıların içinde kimleri konuşacağımı düşünüyorum. O zaman hemen başlayalım !! *.*


İlk başta blogumu 2 Nisan 2014'de açtım. O gün evde tek başıma oturmuş şarkı filan dinlerken, sonunda blogumu kurmalıyım deyip kitap umutlarım biraz da olsa sönmüşken, blogumu ilk yazımla beraber hemen paylaştım. Ancak bazı sosyal ağlara olan ilgim yüzünden laptopa girmeyi bile unutmuştum. 17 Ocak 2015 günü bir yazı paylaşıp, sonrasında blogumdan uzaklaşmaya başladım. Gerçekten Ocak ayında değil, çoktan unutmuştum ve biraz kendimi anlayamadım. Doğrusu her şeyi unutup, kendi sandığım mutluluğumla yaşadığımı falan zannediyordum. Asıl sorun da buydu, bağımlı olmuştum.. 
Sonra ne old…

Toz Dalgası

Sayfalarda kaybettim kendimi, Toz misali nem kaptım, Bir kitap kokusu kadar da olmasa, Aşkı öğrettiler bana.


Aşkın kokusuydu oksijen, Kitaptaki her kelimenin esintisi gibi, Yüzüme savurdu her etkisini, Acısını öğrenmeden bilmemeyi, Öğretti ilk hamlesinde.
Sevmemeyi de öğrettiklerinde, Her şeyi bilmiş oluyordum, Ama ya duygularım ? Ama ya benim dalgalarım ? Neredeler diye arar mısın ? Sormadılar ki, Bilemem..

26- Filmler'in Esintileri "Lucy"

Etütte geçirdiğim arkadaş ortamı içerisinde bir arkadaşımdan öğrendiğim öneri bir filmdi. Ben de izlemek için sabah en erkenden çektim laptopu filmi izlemeye..

Film oldukça her an beni korkutmaya başlasa da, gerçekten bir etrafıma bakma hissi uyandırdı. Film normalde 8 Ağustos 2014 tarihinde çıkmış olmasına rağmen ben filmin kapağını hep görüyordum. Sinema salonlarında vs. her yerde görmeye başlamıştım ancak etütten bir arkadaşım önerince filmi hemen ilk fırsatta izlemeye başladım bugün. Gerçekten ve gerçekten her insana uygun bir bilim kurgu filmi bence. 
Film, standart bir insanın beyninin yüzde 10’unu kullanabildiği sözde-teorisinden yola çıkarak, bu oranın artması durumunda elde edebileceği güçleri ve yapabileceklerinin sınırını sorguluyor.
Oyuncular: Scarlett Johansson Morgan Freeman Min-sik Choi Amr Waked
Filme kesinlikle 4/4 verebilirim hatta o kadar kurgulamış ve uğraşmışlar ki 4/5 bile verebileceğim bir film. Ki biz beynimizin sadece %10'unu kullanabilirken, bir insanın …

3- Dizi Esintim "Vixen"

Uzun zamandır pek çok şeye ara vermem ve hatta bir film bile izlemek için vakit bulamadığım için bir 1 saatlik bile olsa hatta 45 dakikalık bir bölümlük diziler de olsa, bir bölümünü izleyeyim dedim yaklaşık yarım saat önce. 
6 Bölümlük bir film buldum şans eseri. Hem de içinde Flash ve Arrow + karakterler animasyon şeklinde verilmesini çok severek izlemeye başladım. 

Mari olan ana karakter özel güçlerini kullanabildiği ya da başka bir değişle özel güce sahip olan bir totem kolyeyle hayatı değişir ve günün birinde çok eski zamanlarda o totemi isteyen başka biriyle karşılaşır. İşte o an her şey değişecektir dimi ? 
Belki de dünyayı kurtaran bir Vixen olarak kalacaktır ? 
Tam olarak bir araştırma yapamadım ancak hoş ve tam olarak benim için bir dizi olmuş. Flash ve Arrow farklı bir birleşim olmuş doğrusu. Ne kadar o iki diziyi de tamamen izleyememiş olsam da.. Hoş bir diziydi. Her bölümü en fazla 6 dakika olan 6 parçalık bir bütün. Ancak uzun dizi severlere bu dizi peynir ekmek kalacak…

İzlediğim YouTube Kanalları

Uzun zamandır Gmail hesabımı açtığımdan sonra Blogger'ı keşfettim ve ardından blog yazmaya başladım ancak Gmail hesabımı açtıktan bir süre sonra da YouTube'a kaydoldum. Son 5 ay gibi bir zaman içerisinde o kadar aktifçe kullanmaya başladım ki artık laptop başından kalkmamamın tek sebebi video izlemek oluyor. 

Şimdi aklıma geldi de neden izlediğim kanalları paylaşarak herkese tanıtmıyorum dedim. Video izlerken dedim ben buna da başlayayım dedim. Umarım güzel bir liste oluşur ve faydalı bir post dizesi daha ortaya çıkar :))
1- İlk olarak az önce Onedio kanalından birkaç video izliyordum ve bundan başlamak istedim. Bu kanalı 2 ay önce keşfettim ve Onedio nun kendi web sitesinde 7'den 70'e harika paylaşımlar var. Bu YouTube kanalında da birçok komik dize videolar var. 
Onedio Kanalı
2- Normalde ben pek çok makyaj da yapmasam ilk makyaj videoları ile başlayıp sonradan eğlenceli videolarla konu alan Meryem Can'ı çok seviyorum. Fan değilim YouTube'da kimsenin ancak gö…

Kitap Yorumu "Çıkmaz Sokak"

Kitap Fuarı'ndan aldığım kitapların hemen ertesini günü kitaplarımı okumaya başladım. Doğrusu okumadığım çok kitap artmıştı ancak çok uzun bir sürede bitirdiğim için yine kendime biraz söylensem de gerçekten güzel bir kitaptı. O zaman tümden nasıl bir yorum aldı benden, inceleyelim hadi ! :)

Çıkmaz sokaklara elveda deyin. Artık öyle bir çıkmaz sokağınız olacak ki, ruhunuz bile sokaklara elveda diyemeyecek. Belki de yeniden aşık olacaksınız bu umutlarla ve, artık bir aşkı sonlandırmanın ve yeni bir aşka başlamanın tam da bu sokaklar arası geçişte göreceğiz. Eslin'in çıkmaz sokağına hoşgeldiniz "Yiğit Kutay" ile birlikte..

Eh artık bir kitap okumamın vakti gelmiş ve çatmıştı ki bu kitap oldukça ince gözüküyor dimi ? Aslında bu kitap 622 sayfa ve oldukça büyük olan yazılarıyla da olsa uzun bir sürede bitirdim maalesef. Bazen bazı şeylerden dolayı vaktim kalmıyordu ve kitabı bitirdiğimde ilk olarak ağlayıp, sonra oh be iyi ki bitti dedim. Ancak oldukça güzel ve unutamay…

Müzik Hayatım 8

Yine yeni yeniden bir çok şarkıyla birlikte sonbahara yeni şarkılarla girmiş bulunmaktayız ancak ben Eylül ayını sonbahardan sayamıyorum pek. Kasım yaklaşıyor ve kendi sonbaharım da gelmiş oluyor. E o zaman yeni şarkılarla kutlayalım !


İlk olarak The Maine ile başlamak istiyorum ki genel olarak rock şarkı çok dinlemeye başladım ve yeni çıkan şarkılarını görmemle tabii ki de diğer şarkılarında da olduğu gibi bunu da çok sevdim. Doğrusu galiba yeni albüm çıkartmaya başlamışlar ve gerçekten tüm şarkılarının da ritminden yöne güzel olacağına eminim.. Hatta YouTube kanallarını bile düzenlemişler. Büyük bir gelişme var galiba *.* 
The Maine'den sonra ben bir süre sonra da X Ambassadors'a Love Songs Drug Songs ile bağlandım. Doğrusu tek dinlediğim bu şarkıları olduğu için şu an pek bir bilgim yok grup hakkında ancak gerçekten güzel bir şarkı bu da.
15 gün internetimiz olmayınca bir sürü şarkı çıkmış ortalara. Ben de daha gün girince YouTube'a, yeni anladım. Gerçekten güzel şarkı…

Yeniden Doğan Ölümler

Yaklaşıyor günler,  Uykulu gözler,  Çekiyor sıcacık kazak gibi, Uykuya davet eder gibi.
Bazen de, Küçük bir çocuk gibi, Bir anda dalıyorum, Alışmadan..
Belki de denizler de öyle olmalı, Ne kadar soğuk olursa olsun, Ne kadar dalgalandırırsa dalgalandırsın,
Belki de bir insana karışır gibi olmalı, Yavaştan değil, Birden etkilenmeli bir insan.  Tanıdıktan sonra geçen zamanlara, Ah vah demeden.
Belki de, Anında doğup ölmeli, En iyi ölüm şekli..
Belki de uykuya dalar gibi ölmeli, Hayattan belki bilmediğin anda kopup, Yeniden bağlanmalı, Hiç ayrılmayacakmış gibi,
Belki de uykuda ölmek gerekir,  Ölümlerin en iyisi..

Random Play Mim'i

Ay ben günlerdir sırf bu bloga her hafta 1-2 yazı paylaşma olayında cidden kendimi iyi hissetmiyorum. Ya bilmiyorum böyle şey oluyor, her şeye yetişmeye çalışırken bir hızdır gidiyor deee- 
İşte hat koptu.. Derrr-- ken birden blogum aklıma geliyor ve hani en azından blogumda widget bölümünde Ekim ayında en az bir 20 yayın olsun istiyorum. Yani 20 de yeter o yüzden bu 3 günlük tatil şerefine (Antalya'da yarın tatil.) bloguma yazılarımı paylaşmaya ve bir çok yayın sayısını arttırmaya çalışacağım. Aktifleşmem gerek ya ! 
Hadi başlayalım.. 

1- İyi biri misiniz diye sorarlarsa cevabın?
Bir şey söylemek istiyorum ki "Cık cık cık. Hiç beni tanımamışsınız. Git ya hayatımdan ! " diye çığırmam olurdu galiba. Genelde sınıftakilere böyle tepki gösteriyorum. Geliyorlar hemen 
"İreeeem !"
Hihihihi, ifindim cınım sılık ırkıdışım. Kitip okicim görmüyon mü cınım. 
İyi değilim, ben bundan çoğu kez bahsederim. Ne siz beni tanımak isteyin ne de kendinizi tanıtmamazlık yapmayın.. …

Aldığım Kitaplar 4

Antalya'da düzenlenen ve maalesef ki bugün sona erecek olan 6. kitap fuarı Cam Piramit'te  bir hafta önce açılmıştı. Ben de 8 gün önce oraya gidip 3-5 kitap almıştım. O zaman başlayalım :))

İlk olarak Psikopat adlı bir kitabın ön okumasını aldım. Fikir edinmek için birkaç sayfa okuyup gidip başka bir kitap almıştım çünkü kapaktan dolayı aklıma başka bir kitap takılmıştı. İlk girişte de içinde hangi yayınevinin hangi yerde olduğu yazan kitapçığı aldığımda Pegasus'u ancak bulabilmiştim. 3 tane ayracı fuardan diğer ayracı da kütühaneden aldım. Kütüphaneye yazıldığımdan bahsetmedim galiba ? 

İlk olarak Gülsüm Yüksel'den Çıkmaz Sokak adlı Wattpad kitabını aldım. Ben ki Wattpad'den çıkan kitaplara karşı bir önyargım varken bu kitabı her yeri gezdikten sonra yayınevine gelip 'Bu kitabı alabilir miyim ?' deyip hemen diğer alacağım kitaplara yöneldim. Şu an 400. sayfasına geldim ve 600 sayfalık bir kitabın hele ki ciltli ve kapağındaki tasarımın bu kadar güzel oluş…

Yazılmayı Bekleyenler

Durgunlaşan ya da bunu yazılarda benzetmek isteyen biri de olsam şu an, asıl amacı belirtmek ve haberlerle geldiiiiim ! :)

1-İnternetimiz yeniden geldi ve her hafta sonu bir gün yazı paylaşmaya çalışacağım.
2-Birkaç tane kitap aldım kitap fuarından ve fuar bitene kadar almayı umuyorum ancak fuarı anlatmak için bir yazı yazmam ve kitapları paylaşmam gerekiyor.
3-Etüte yazıldığım için okuldan hemen etüte geçiyorum ve eve altı buçukta gidince 2 test çözemiyorum bir daha. Bir de Sadece Bir Gün'ün 2. kitabını almak için gittiğimde maalesef hayal kırıklığına uğradım. Ancak olaylar olaylar :)) 
4-Tercihlerimi iyice belirlemeye başladım ve çok da olmasa (günde belirsiz 30-40 soru çözüyorum) çalışmaya çalışıyorum. Hiç düşünmezdim ancak, galiba bunun adına bir şeyler karalayacağım :))
5-Müzik Hayatım'ın devam yazılarını yazmaya kaldığım yerden elbette devam edeceğim, elimde bir çok şarkı birikti :)
6-Duygu sellerime devam ediyorum, duygulardan seçmecelerle görüşmek üzere... :)

Bilinmezliklerden Bilinene Yolculuk

İçim böyle bir duyguyla kaplı yine,
...kararsızlıklar...
Çok kararsız bir insan olduğumdan hiç bahsetmedim. Ya da bir şeylere odaklanamama sorunu gibi vs. sorunlarım vardır çoğu zaman. Hatta çoğu zaman kendimi acındırma çabası vardır. Ben de sevmem kendimi, sevdirtmem ya da alıştırmam. İnsanlardan uzaklaşmaya çalışıyorum her geçen gün. Ve bu iyi bir hal almaz olaylara dayanıyor artık. Kendimden uzaklaşma gibi bazı eylemlere geçiyor iç güdülerim. Edebiyata çok sarılmaktan dolayı karakteristik özelliklerim şizofrenliğe yol açmış durumda sanki. Ne kadar gereksiz...

Hüzünle dolu bir insanım. Kimse tanıyamaz böylece. Tanıtmam da kendimi. Sevmem alışkanlıkları da.
Sırf insanları hayal kırıklığına uğratacağım diye de hep insanlardan kaçarım, bilirim nedenini. İnsan her halükarda kendini belli eder. İyiliğiyle, kötülüğüyle anlarım bir zaman sonra. 
Ah işte, keşke diyesim gelmediği zamanlar işte.. Tanımayın beni, tanıtmayın, önermeyin beni başkalarına. Kullanırlar elbet bir gün, bilirim. 
Ama…

Gezenti Be Like Yaşıyorum

Birkaç gün önce belirtmiş olduğum gibi bu hafta gerçekten zorlayıcı geçti. Yarın ve bugün fuar gezdim ve gezeceğim gibi gözüküyor. Yani aslında hafta içi stres hafta sonu da kendime ayırmaya çalışıyorum. E elbette ki kendime zaman hafta içi 2-3 saat kaldığı için, hafta sonu gezmeye ya da işlerimi halletmeye çalışıyorum.


Yakın zamanda da fotoğraflı yayınlar paylaşabilirim ancak yarın aklımda fuara giderken vlog çekmek gibi bir zorluk vardı ancak bunu montajlamak için zamanım olmadığı aklıma gelince bundan vazgeçip, her zaman olduğu gibi sadece yazılarımı fotoğrafla desteklemeye devam etmenin daha güzel olacağını düşündüm. 
Sizleri de her gün özlüyorum ve nedense size gizli sırlar veresim var.
Bu aralar çok iyi kararlar aldığımla kendimi övüp şımartıyorum ve geri de dönmenin iyi olacağını sanmıyorum. Matematik hariç etütte her cuma günleri sınav olacakmışız veeeee galiba eskisi gibi sınavlarda gergin olmayacağım. Nedense ama her gergin ifadesini kullanırken geriliyorum. Ayh, ben yarın …

Kitap Yorumu "Just One Day"

Okullar açıldı ya, artık bende bu kitap okuma hızı arttı bir anda ve 3-4 günde bir kitap bitirebildim. 


Gayle Forman'dan yine düşük bir derecede bir seri bekliyordum ilk kitabından sonra. Ancak bu çıkan yeni serisiyle birlikte yeniden yazara bağlandım. Bu kitap o kadar ilgi çekici ve ilginç olaylarla gerçekleşiyor ki; ancak şöyle bir şey var ki kitabı uzatmak ve fazladan para ödemek için fazla kelime vb. fazlalıklar var kitapta. Bu biraz kitabı sıkıcılaştırmış ancak, ben dayanabildim ancak benim yerimde başka biri olsa kitaba nasıl bir yorum yapar bilemem.
Konusu: 
Bazen bulunmak için kaybolmak gerekir
Allyson Healey'nin hayatı da tıpkı bavulu gibidir; hazır, planlı, düzenli. Lise mezuniyetinden sonra çıktığı üç haftalık Avrupa turunun son gününde Willem'le tanışır. Özgür ruhlu, gezgin bir aktör olan Willem, Allyson'dan çok farklı bir hayat sürmektedir ve ondan planlarını iptal edip kendisiyle birlikte Paris'e gelmesini teklif ettiğinde Allyson bu teklife karşı ko…

Toz Mizahı

Yıllarca dokunulmamış raflarda saklanmış, hatta gizleniyordum yine bu gün de. Umut işte; dağlara da olsa vuruyor. Bazen o toz, sayfalarıma işleyince hapşurmaktan bir hal olan insanlar gibi okuyorum elli yıl sonra ilk günki hatırladığım gibi..


Ben bir elli yıldır yaşlanmış tarih kitabıyım. İçimde ne aramak istersen bulabilirsin ama en zirvede olmak bir kütüphanedeki kitap için pek de büyük bir başarı oluşturmuyor. Zamanla anlıyorsun zirvenin değersiz tozlarının anlamını.
Hatta en üstte olmak bir kütüphanedeki tozlanmış onlarca kitap demektir. Ne kadar benden uzun yıllardır tozlanmaya ağlayan kitaparlar da olsa, ben aralarında Fransız bir Japon gibi kalıyorum galiba. Tek bilgi kitabı benim çünkü en değersiz görülen geçmiş zaman olarak biliniyor zamanla. Oysaki her gelecek olay bir geçmiş olaya bağlı olarak gerçekleşiyor, zamanla anlıyoruz aslında..
pek de sevilmeyen karakterlerim vardır, bilirim ben de içimdeki sıkıntı veren insanları. Bir aşk romanı değilim ki bu 21. yy'a ayak uyd…

Ders de Ders, Bana Ders deme

Günlerdir bir internet stresi yaşayarak moralleri en alt seviyeye düşürdüm kendimde ancak o kadar çok özledim ki, her yerden yollar aradım ve karşınızda yazı yazıp paylaşabilmek için çok sevinçliyim.


Aslında şimdi olsa bu yazıyı görsellerle desteklerdim ancak, mobil internetten girmenin zorlukları oluyor ve ancak durumumu anlatmak için yazı paylaşmaya karar verdim.

1 hafta oldu okullar açılalı ve ben şu servis bozuntusu yüzünden 6'da kalkmak zorunda kalıyorum. Oysaki ders 7.10'da başlarken 6'da kalkmak zor oluyor. İnsanın da 9'da uyuyası gelmiyor ki ben zaten pek uyuyabilen biri değilim ki hafta sonu olmasına rağmen uykulu gözlerle kimse uyandırmamışken 7'de kalkıyorum ve hala uykum var. Okul yüzünden oluyor her şey diye hep sinirlendiğim olmuştur zaten. Uykum sırf bu okul yüzünden çok kötü ve göz altlarım umrumda olmaz ancak bunu da morluklar var diye bu konuya bağlıyorum.

gelelim derdim olan teog sınavı derste sıkılınca bir yerlere teoq diye ergenleşmelerime. As…