Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

!! Soslu Badem'in Kitap Çekilişi !!

Yine bir çekiliş heyecanıyla yine kolları sıvadım duyurmaya geldiiiiim !! 

Soslu Badem, Kelepir Kitapçı adlı blogunda 3 tane kitap çekilişi düzenlemiş ve "Bu kış günlerinde biraz gerilim, biraz polisiye ve biraz aşk romanı okumak fena olmaz değil mi?" diyor. Koşun gariii !
Soslu Badem'in Çekilişi: http://kelepirkitapci.blogspot.com.tr/2015/12/soguk-ks-gunlerinde-scak-bir-kitap.html

Kitap Yorumu "Frambuazlı Hayat"

1000 sayfalık kitaptan sonra ince bir kitap okumaya karar verdim. Böyle deneme gibi kitaplar ya da romanlar beni tutmayınca kaldırıp kenara koyuyorum biraz okuduktan sonra. Kategorilerdenmiş meğerseki. Hoş bir yaz havası.

Kitap bir deneme/yazın kitabı. Sanat, kültür, insan, yaşam, gelişim, müzik, yansımalar, düşünceler, denemeler ve benim en çok sevdiğim Mevsimler: Yaz gibi kategoriler var içerisinde. Kapak hikayesini de kaptıktan sonra arkadaşımda böyle kitabın yanındaki kokulu ıslak mendiller vardı. Bu ıslak mendil de Alaçatıdan olunca kitap ayracı olarak kullanmaya başladım. 
Benim bir totem gibi bir şeyim var. Mesela If I Stay'in kitaplarını okuyup filmi internette yer alırken okumayacağım dedim. Çünkü o benim içime heyecan veriyor. Bunda da ıslak mendili açmayacağım. Gerçekten hani ben bir şeyi yapmayacağım ya da yapacağım dediğim zaman öyle olur. 

Kitabı daha yakından anlatmak gerekirse ben çok düzensizce okudum. Salt yazımı ya da böyle düşünceler eklenmeyince boş kalıyor g…

99 Takip Eden

O DA NE ?!?!?! 99 ?! ALLAHIM !! Allah'ın 99 ismi :))

Son günlerde takipçi sayımı arttırmak için bir şeyler denemeye çalışıyorum hep. Bazı kişiler keşfedip takip etmeye çalışıyorum. Kendimi duyurmaya demek daha doğru olur. Aslında 100 takipçim olursa pek sevinmek için bir şeyler yazmaya gerek yok dedim ama dedim ki neden 100 olmuyor :) Bakın şimdi :) 

Günlerdir 99'da böyle ve kaldı yani :) Hani dedim 100 olsa hoş da 99 olunca seviniyorum. Günlerdir 99 ve 99'a sevinen tek kişiyim galiba. Ay teşekkürler ya :) Ya çok hoş çok :)) Bilmiyorum 100 olsun diye 4 gündür hep bakıyorum ama hala içim kıpır kıpır :))) Benim saatlere de bir zaafım var diyebilirim. Mesela 14.14 gibi bir saat olunca aaaayyy diyorum ne kadar şanslıyım :)) 

Kitap Yorumu "Kış Masalı"

Huh. Ay nasıl başlamalıyım ? Çok YouTube'da video izliyorum, hep ondan merhabaaaaa diye başlayasım geliyor. 2016'da sürprizlerim var sizlereeee. Ama Kış ayındayız ve Kış ayında Kış Masalı'nın yorumunu yazmak da uyumlu oldu. Ay çok güzel *.*


Kitap aslında o kadar hoş ki, gerçekten yani şu yorumu yaparken bile kitaptaki sözcükler geçiyor aklımdan. Aslında 1016 sayfa diye diye herkesin aklına kazındı kaç sayfa olduğu kitabın. Ayrıca zaten gerçekten uzun bir sürede bitirdim ve ben bu kitabı okumaktan gurur duydum. Herkes eline alıp hep inceledi bu kitabı. 1016 sayfa diyorum, bütün her okula götürdüğümde birinin eline veriyordum artık son 300-400 sayfa kalınca. Çünkü gerçekten yoruyordu :)) Ama bitireli de 1 hafta oldu. Pinekliyordum bu yorumu yazmak için.

Kitap şöyle bir konu alıyor; Gazeteci bir Hande Altan işinde çok başarılı biridir. 23 yaşına kadar aşktan uzak, bir iş kadını olmuştur. 29 yıllık bir aşk adamı bulana kadar... Kerem Sarper... Bir iş adamının sırlar ardında v…

Bir Gitmek İçin Gün Saydığım Film Daha !

Filmlerde olan aşkım yoktur benim. Sevdiğim sayılı söyleyebileceğim oyuncu vardır ama benim gerçekten hayranlıkla sevdiğim Chloe Grace Moretz saygıyla sunar !! 
Ayrıca benim diğer aşkla bağlandığım tek şey vardır. Wave (dalga) dır. Yani bu filmde de Wave geçiyor ama bu ölümcül bir wave. Ve bu filmde aşkla beklememem için sebep göremiyorum..

Oyuncu ve diğer kısımlardan ziyade filmi ilk Ali Baba ve 7 Cüceler filminin salonuna girerken mi çıkarken mi tam hatırlamıyorum ama oralarda gördüm ve bir durup uzunca baktığımı biliyorum. Tabii bu afiş yoktu ama Chloe büsbüyük şekilde afişteydi. O kadar heyecanlandım ki, umarım gidebilirim kelimeleri aklımdaydı. Eve gelince baktım fragmanı var ve gerçekten Chloe'ün en iyi oyunculuk yaptığı film bu olacak gibime geliyor. 
Sony de bu filmde reklam içeriyor. Bence büyük gelir saylayacak bir film olacak. If I Stay'i kaçırdım ama bunu kaçırmak istemiyorum!! *.* 
Oyuncuları da hemen şöyle aktarayım: 
Oyuncular: Chloë Grace Moretz Nick Robinson …

3- The Notebook

Bir not daha, yine duygularımı saklayıp utandığım bir not dizesi daha... 

"Vous encore caché dans les nuages​​. Les ondes renvoyées par noyade, s'il vous plaît .."
"Je suis effrayé à chaque seconde de chaque moment , chaque image , chaque forme, chaque note d'imiter . Que faire si je ne me souviens de la chanson que vous aimez cela?"
"I want to remember. You, myself , my future , and me with you. But every tear it prohibits it."
"Instead of singing the songs I listen to myself to forget to remind you. I cried like the songs you love."
"Maintenant, il est moi de vous rappeler. Est-ce pas mal?"
"Step cried when I will laugh at you."

Cry

Demiştim biliyor musunuz ? Tabii, bu sıralar kimse blogumu okumuyor. Onlar sınava girecek bir sadece. Her neyse, her şeye tripliyim ben de zaten. Ufaktan bir şarkı açıp ağlayan tiplerdenim. Dedim ya, umarım ağlamam bu süre sonra diye. Ağladım.. Her şey yer değiştirdi. Ağladım durdum birkaç kez. Şşşşşş.. Şimdi sadece kulağınıza fısıldıyorum. Neşeli şarkı açanı domatesle döverim..

Passenger - Let Her Go

!! Beyaz Begonvil'in Yılbaşı Çekilişi !!

Yılbaşı yaklaşıyor ve artık çekiliş duyuruları vb. yazılar çok görmeye başladım. Ben de bir çok çekilişe katılıyorum ancak böyle ilk defa duyurmak istedim. Eminim çok eğlenceli geçecektir :)) İyi şanslar katılanlara :)) 

Çekilişe Katılmak İçin: http://beyazbegonvil.blogspot.com.tr/2015/12/beyazbegonvilden-ylbas-hediyesi.html

Yapamıyorum

Bugün yine günlerden o gündü. O günün yaklaştığı, artık bir son verileceği gün haline gelmişti. Düşünebilir miydim artık ? Eskisi gibi hissedemezken, eskisinden daha iyiydim. Gel keşfet beni diyemiyorum kimseye. Eskilerde kim varsa, onlarla yaşıyorum. Bilinmezlikler etkin yine. Gel keşfet beni, ama bana aşık olma. Korkularım var benim, dayanamazsın.. 

Bak işte şu fotoğrafta varım. Çekilmek isterim ama bir şebeklik yapıp gülümserken gülümsememi saklarım. Ben asıl böyle biriyim işte. Bazen o kadar gariptir ki, kendimi anlayamıyorum ben de. Tanımlayamam kendimi, gel keşfet de diyemem. 
Bugün yine bir liseye gittik. Konferans salonunda lisede okuyan biri şu soruyu sordu: "İleride yazar olmak isteyen biri var mı?" Eh tabii, bizim sınıf toplanmıştı da orada. Sevdiğim, seveceklerim, sevmişliklerim vardı o konferans salonunda da. İsmim insanların dillerinde gelince utandım ama el kaldırdım. Tanınmayı istemiyordum, ya da hatırlatılmayı... 
Şişe çevirmece oynadık bir gün. Kavga sebeb…

2- The Notebook

Artık bu seride sadece İngilizce değil diğer aşık olduğum dil Fransızca'dan da sözler paylaşmak istiyorum. Gerçekten İngilizce benim için ayrıdır ancak Fransızca o kadar hoş kiii ! *.* 
(Bu serideki her yazı Google Translate aracılığıyla yazılmıştır zoaa :))

"Attendez énergie dans la chanson que je voulais que vous me aimes . Vous aller chercher l'amour d'une autre manière .."
"I'm still full gas complex , which also if you without you .."
"Allez-vous attendre pour moi encore, il arrête ? Allez-vous suivre son cœur arrêté lorsque nos yeux se rencontrent ? "
"Il a mis son cœur mains et écouter :
Je t'aime !"

Elimden Alınanlar

Kararsızlık dolu içimde,
Seçimler sınırlıyor beynimi,
Düşünmekten başımı duvarlara vurmak istiyorum,
Doyasıya eğlenmek değil,
Doyasıya sevmek istiyorum,


Engeller dolu önümde,
Doyasıya sevmek için değil,
Kendimi aşmam için.
Seni sevmek için değil,
Özgürlüğümü keşfetmek için,
Kendimi aşmam gerek ilk önce.

Kendimi keşfe çıkmam gerek bunun için,
Kendimle tanışıp,
Kendi evimi bulmam lazım.
Belki senin yanındadır ?
Evim..

Saklama evimi benden.
Benden gizleme artık duygularımı,
Özgürlüğüm ellerinde,
Yeniden keşfetmem senin elinde,
Bırak keşfedeyim kendimi,
Senin yanındaki evimde...

Aldıklarını geri istiyorum,
İzinsizce aldığını biliyorum,
Bu oyunu bitir ve artık bana geri ver,
Her şeyle birlikte,
Sensiz de olur.
Seni de bulurum çünkü...

Not: Bu şarkı çok hoş değil mi ya ? :)

Toy Box - Catahoula

27- Filmler'in Esintileri "Ali Baba ve 7 Cüceler"

Filmden çıktıktan sonra parama değmedi dediğim tek film oldu galiba. Hala içim gidiyor. Filmin Cem Yılmaz yapımı olduğuna güvenip fragmandan bir şey anlamasam da kendim rezerve bile yaptım sinemadan ama hüsranla çıktım diyebilirim. 

Filmi kendim konusunu anlatmaya çalışsam yapamayacağımı bilsem de yine de elimden geldiğinde anlatmaya çalışacağım.
Aslında filme Cem Yılmaz işte diyerek gideyim dedim. Aslında aklımda gitmek için harika filmler vardı ama dedim ki, iyi bir salon olsun. Gideceğimiz yerde de en iyi film olarak bu olduğu için, ancak buna zorladım (!) diyebilirim. Hala hüsran içerisindeyim.. 
Şenay ve ölen eşinin kardeşi İlber ile birlikte cüce yapımına başlayıp, bunu Avrupa'ya duyurmak için Sofya'ya gelirler. Türk milleti işte, başına ne geleceğini bilmez. İki kelime İngilizce kelimeyi bir araya getiremezler ancak fuarda satış yapamadıklarından pineklerken bir adamlar gelir. Bunlara 7+1 tane cüce satarlar ve hiçbir şeyden haberleri yoktur. Sonrası Türklerin işi işte …

2- Şarkı Esintileri "Home"

Bir aralar dilimden düşmeyen ve mırıldanıp durduğum bir şarkıydı bu da. Bugün okuldan çıkıp yine taşıması zor olan kitap ve fularım vardı. Telefonumu bir yere koyamadan kitabın arkasına koymuş tutmaya çalışıyordum. Çıktım öylecek, dilimde bir home şarkısı.. 

Aslında diğer bir Şarkı Esintileri şarkısında o şarkıya bağlılığımla birkaç deneme yazmıştım ancak bu şarkı beni böyle sonbahar ayında bir hoş yapıyor içimi. Sadece bu yönlerden seviyorum demeyeceğim, bir ara şarkının türkçe çevirisine baktım. Çevirisi de dilimdeydi bir aralar. Bugün de bu şarkıyı çok dinlediğim için bunu paylaşmak istedim.
Home - Gabrielle Aplin (Çeviri)
'Cause they say :  Çünkü diyorlar ki 
home is where your heart is set in stone  Ev,kalbinin taş içine konulduğu yerdir 
Is where you go when you're alone  Yalnız olduğunda gittiğin yerdir 
Is where you go to rest your bones.  Kemiklerini dinlendirmek için gittiğin yerdir 
It's not just where you lay your head  Ev,sadece başını koyduğun yer değildir 

Wattpad Hikayesi Part 2

Aslında buradan gizli birine selam yollamak isterdim ancak o benim bloğumu bilmiyor ve onun sayesinde ilhamlarımın yeniden gelip bir hikaye yayınladığımı ve bütün sosyal ağlarımı kapattığımı sanıyor. İlk sefkitoş ? :)))

Yeni bir hikayeye başladım ! Ve bu sefer silmeyi düşünerek başlamak ilginçken, bir anlık hani düşünürken bir söz bulursunuz ve birkaç dakika sonra unutursunuz ya. İşte ben bir ilk olarak 2 gün boyunca aklımda tutabildim ve bir hikayeye başlamaya karar verdim. I know ı know but artık biraz kendimi yansıtmam gerekiyor ? Ya da kendimi mutlu etmem gerekiyor ?
Hikayemin ilk bölümünü okumak isteyenleri şuradan alalım efenim;
https://www.wattpad.com/story/56216865-dalgalar

İşte Sen

Yine bir dalga daha yüklendi üzerime. Bir şimşek çaktı yine içimdeki insanlara. Sözler yankılandı kulağımdaki kulaklıktan. Her gün gördüğüm 06.42'de gözlerimizin buluşması ve 2 dakika sonra sen bakmasan da benim bakışlarım kadar soğuk bir havadayız biliyorum. 

Bugün yine üzerimde haki rengi yağmurluğum var. Ben de bıktım aslında, kot ceketimi özledim. Seni özlediğim gibi, zorla da olsa katlanıyorum bu duruma. Kusura bakma, gözlerimiz birleşemez. Taa ki beni seviyorsan gitme dediğimde kolunu tuttuğum gibi. Kolunu omzuma atmışken elimdeki kitabı incelerkenki halin gibi. İnsanların sesleri arasındaki o beyaz camlı odadaki kaçamakların gibi. Oysaki o anlarda o kadar yalnız hissederken tek varlığın yetiyordu bana. O kolunu atışın ve o günki giydiğim kıyafetler bile aklımda sevgilim. 3 gün sonraki ilk tartışmamızdan sonra önüne gelip gözlerine yine bakamadığım gibi titriyorum tek başıma şimdi bu kış ayında. Varlığın olsaydı, o kadar sıkı sarardın ki beni. 
Benden bahsedişin ve seni bu …